Selam ile.

Pakistan’dan bir hac kafilesi, hac dönüşü ünlü şair Muhammed İkbal’i ziyaret ederek yanlarındaki hediyeleri ona takdim etmek isterler.
Aralarından biri; üstadım ben size Medine’nin en güzel hurmalarını getirdim der. Bir diğeri de bende size taze misvak getirdim der. Diğerleri de ona benzer hediyeler getirdiklerini söylerler. Bu durum karşısında Muhammed İkbal’in yüzünde bir hüzün çehresi oluşur.

Hacılar hep bir ağızdan: “Üstadım sizi üzecek bir haraketimiz mi oldu?” dediklerinde,

Muhammed İkbal; “Hayır efendiler; Ben sizden başka şeyler getirmenizi beklerdim. Ben zannettim ki, biriniz o mukaddes topraklardan Hz. Ebubekir’in sadakatini, bir diğeriniz Hz. Ömer’in adaletini bir diğeriniz de Hz Ali’nin şecaatini ve ilmini getirdiniz. Bunları göremeyince üzüldüm” der.

Kıymetli kardeşler bu başlangıç cümlelerinde üstad Muhammed İkbal’in ne demek istediğini anladık değil mi? O, ibadette ihlas’ın görüntüsünü müşahede etmek istedi. Allah’ta bizden her ibadette olduğu gibi Kurban ibadetinde de ihlas istiyor. Deki; Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm ALEMLERİN RABBI OLAN ALLAH’A AİTTİR.

Kurban ibadeti bir adayışın, adanışın öyküsüdür. Hz. İbrahim’le başlayan oğlu İsmail’le devam eden bir feragat imtihanıdır kurban. Hz. İbrahim sevginin (Rabbine karşı) doruk noktasını yaşamıştır, kül olurcasına koşmuştur. Allah’ın emirine. Kimsenin elini dahi uzatamadığı ateşe o, manıcılıkla atılma cesareti göstermiştir.

Hz İbrahim. Hz İsmail, bıçak ve kurban. Bunlar trajik bir sahnenin kahramanları değil; bir irade imtihanının, bir gönül imtihanının hikayesidir. Kurban; Allah önünde inanç ve ihlas imtihanıdır.

Hz İbrahim hiç itiraz etmeden en çok sevdiği çocuğuyla imtihan edilmiştir. Oğlu İsmail’de Allah’ın emrine hiç itiraz etmeden babasına emrolunduğu şeyi yapmasının söylemiştir. Bıçak kesmeyerek, kurban da itiraz etmeyerek bu samimiyeti tescil etmiştir. Böylece sabır, tevekkül, rıza, feragat ve fazilet kavramları bir demet gibi kurbanda sembolleşmiştir.

Ne mutlu Kurbanlarını gereği gibi kesip gereği gibi pay edip yaptığı ibadetten huzur alanlara

Ne mutlu İslamı anlayarak yaşayanlara.

Nureddin YILDIZ

Kurban

Sözlükte; yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey anlamına gelen kurban, dini bir terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli Şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, yada  bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. Arapçada buna Udhiyye denir.

Bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur’an da Hz Adem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden sözedilir. Bir başka ayette de ilahi dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir. Ancak yahudilik ve hristiyanlıkta Kurban telakkisi bir hayli değişikliğe uğramış, hristiyanlıkta İsa (AS)’ın çarmıha gerildiği ve bunun insanoğlunun asli günahına karşı Baba’nın oğlu Hz İsa’yı feda etmesi olduğu inanışıyla, kurban telakkisi özel bir anlam kazanmıştır.

KURBANIN ÖNEMİ

Mü’min kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü’minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’in Cenabı Hakkın buyruğuna mutlak itaat konusunda  verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaatle hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.

Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından dünya malına tutkunluktan kurtarır.

Fakirinde varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.
Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü sayılması için bulunması gereken şartlara kurbanın vücup şartları denir. Kurban kesmenin sünnet oluşun şartlarıdır.

Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır.

1- Müslüman olmak
2- Akıllı ve buluğa ermiş olmak
3- Yolcu olmamak, yani mukim olmak
4- Belirli bir mali güce sahip bulunmak

Gayri müslimler öncelikli olarak imanla mükellef olup ancak iman ettikten sonra ibadetleri ifa etmeye ehil sayılırlar. Bu sebeple, bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü tutulabilmesi için bu şartların tümüne sahip olması gerekir. Bu kural tüm ibadetler için geçerlidir.

Hanefilerden Ebu Hanife ve Ebu Yusuf ile Maliki ve Hanbeli mezheblerine göre kurbanla yükümlü sayılmak için akıl ve büluğ şart olmayıp gerekli mali güce sahip olan küçük çocuklar ve akıl hastaları adına kanuni temsilcileri tarafından kurban kesilmesi gerekir. Hanefi mezhebinde bu konua fetva imam Muhammed’in görüşüne göre verilmiş ve tatbikatta bu görüş ağırlık kazanmıştır.

Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle yükümlü değildir. Ancak mukimlerle birlikte kurban kesmesin bir engel yoktur. Hanefilerin yolcu için böyle bir ruhsattan söz etmeleri, ibadetlerde külfeti kaldırmaya ve kurbandan gözetilen hikmetlerin gerçekleşmesine öncelik vermeleri sebebiyledir.

Kurban kesme mükellefiyeti için dördüncü şart, mali imkanın bulunmasıdır. Hanefi mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekatta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup, kişinin borçları ve asli ihtiyaçları (ev, araba, işyeri aletleri, bir yıllık geçim masrafları gibi) dışında 85 gr altına yada buna denk bir paraya veya mala sahip olmasıdır. Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkanına sahip olduğu düşünülmüştür. Uygun olan, kurban alma imkanı bulunmayan kimselerin, kurban kesmek için kendisini zorlamamasıdır.

Kurban Fıkhı

Kurban kesmekle yükümlü olan kimsenin bu ibadeti geçerli olarak yerine getirmiş sayılabilmesi için gerek kurbanlık hayvanla gerekse bu hayvanın kesimiyle ilgili bazı şartlar vardır.

ŞARTLAR
Dinen; Koyun, keçi, sığır, manda v deve türleri kurban olarak kesilmesi kabul edilmiş hayvanlardır.

Dolayısıyla ancak bu hayvanlardan (veya türdeşleri) kurban kesilebilir.

Tavuk, kaz, ördek, deve kuşu, ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli değildir.

Kurbanın geçerliliği açısından bu hayvanların erkek veya dişi olmaları arasında fark yoktur.

Ancak koyunun erkeği (koç) diğerlerinin ise dişilerinin kesilmesi daha faziletli görülmüştür.

Koyun ve keçi sadece bir kişi için, deve sığır ve  manda ise yedi kişiyi aşamamak üzere ortaklaşa kurban olarak kesilebilir.

Bu hüküm Hanefiler dahil üç mezhebe göre olup, Maliki mezhebinde parasına ve etine iştirakle ortak kurban kesimi caiz görülmez. koyun ve keçi cinsinden hayvanlar bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir.

Hanefilerde dahil fakihlerin çoğunluğu, koyunun semizlik ve gösteriş olarak bir yaşındakilerle aynı olması halinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban olabileceği görüşündedir.

Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilir.

Kesilecek hayvanın kurban olmaya engel bir kusuru bulunmaması gerekir.
Kurban edilecek hayvanın sağlıklı, düzgün, azaları tamam ve besili olması hem ibadetin gaye ve mahiyetine hem de sağlık kurallarına uygun düşer.
Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bazı azaları eksik mesela bir veya iki gözü kör, kulakları ve boynuzları kökünden kesilmiş, dilikesik, dişlerinin çoğu veya tamamı dökülmüş, kuyruğu ve memesi kesik hayvanlar kurban olmaz.
Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz, şaşı ve topal ve deli, biraz hasta ve bir kulağı delinmiş veya yırtılmış olmasında kurban açısından bir sakınca yoktur.
Koyunun daha semiz ve lezzetli olması maksadıyla doğduğunda kuyruğunun kısmen veya tamamen kesilmesi kusur sayılmaz.
Kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Kurban bayramının ilk üç günü yani Zilhicce ayının 10,11 ve 12. günleri, bayram namazının kılınmasından, bayramın 3. gününün akşamına kadar ki süre zarfında kesilebilir.

Enes (r.a) dan rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurdular; “Kim namazdan önce kurban keserse onu iade etsin. Her kim namazdan sonra keserse onun bu ibadeti tamam olur ve Müslümanların sünnetine isabet etmiş olur.”

Şafii mezhebine ve bazı fakihlere göre bu süre bayramın 4. günü akşamına kadardır. Bayram namazı kılınmayan yerlerde sabah namazı vaktinden itibaren de kurban kesilebilir. Kurban

Bayramının 1. günü kurban kesim işleminin yapılması tavsiye edilmiştir.

Geceleyin kurban kesmeyi caiz görmeyenler ve mekruh görenler, aydınlatma imkanının yetersizliğinin yol açacağı muhtemel tehlike, hata ve zorlukları göz önünde bulundurmuş olmalıdırlar. Bu sıkıntılar yoksa gece de kurban kesilebilir.

Kurbanın ibadet niyetiyle kesilmesi şarttır. Kur’an da kesilen kurbanlık hayvanların et ve kanlarının değil bu kesimi yapan Müslümanların niyet takva ve bağlılığının Allah’a ulaşacağı bildirilmiştir. “Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat bona sadece sizin takvanız ulaşır.Size verdiği hidayetten (ve bu hayvanlara sahip kılınmasından) dolayı Allah’ı büyük tanımanız içindir ki O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed) güzel davrananları müjdele!” 

Niyette asıl olan kalbin niyetidir. Dil ile açıkça söylenmesi gerekmez. Kurbanda niyetin bu önemi sebebiyledir ki, Hanefi mezhebinde ortaklaşa kesilen kurbana bütün ortakların ibadet niyetiyle katılmaları şarttır. Ortaklardan birinin sadece et elde etme niyeti ile iştiraki kurban ibadetinin manasını bozar.
Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise böyle ortaklık, kurban ibadetine zarar vermez.

Kurbanla ilgili çeşitli hükümler

hayırlı osssun

1- Kurban kesmesi kendine vacip olan bir kişinin satın aldığı kurbanda, satın aldıktan sonra kurban olmaya engel bir kusur meydana gelirse kişi zenginse yeniden kurban alması gerekir. Fakir için böyle bir mecburiyet yoktur. O kusurlu hayvanı kurban olarak keser.

2- Zengin bir kişinin aldığı kurban kaybolduktan sonra yerine bir başka kurban alıp kesse, kaybolan kurbanlık sonradan bulunsa, onu da kesmesi gerekmez. Fakir aynı durumla karşılaşırsa ikinci kurbanı da kesmesi lâzımdır. Çünkü o kendisine vacip olmayanı vacip kılmış ve o vacip, kurban üzerinde belirlenmiştir.

3- Zengin bir  kişinin aldığı kurban kesilmeden ölse, yerine yenisini alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban ölse, onun yerine başkasını alıp kesmesi gerekmez.

4- Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Şayet yavru kesilmeden satılırsa parası sadaka olarak verilir.

5- Kurban için alınan bir hayvan, kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, hayvan kaybolmamış ve halen mevcutsa, o kurbanlık sadaka olarak verilir. Şayet helak olmuş ise kıymeti fakirlere sadaka olarak dağıtılır.

6- Zenginin aldığı kurban çalınsa veya kaybolsa, yeniden kurbanlık alsa, fakat kurban kesme günlerinde kaybolan kurbanlık bulunsa, bunlardan kıymetçe daha iyi olanını kesmelidir. Kıymeti eksik olanı keserse aradaki farkı tasadduk etmesi gerekir. Fakir için de hüküm aynıdır. Yani kaybolan veya çalınan kurbanlık kurban kesme günleri çıkmadan bulunsa, almış olduğu ikinci kurbanla, bulunan kurbanlıktan birini kesmesi kifayet eder.

Fakirin her iki kurbanı da kesmesi gerektiği görüşünde olanlar varsa da, birinci görüşe göre amel etmek fakir için daha uygundur.

7- Kaybolan veya çalınan kurbanlığın yerine alınan kurbanlık herhangi bir sebeple kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, kurban kesme günleri geçtikten sonra, ikinci kurbanlık da bulunsa, sahibi zengin ise bunlardan hiçbirini kesmez. Değerli olanının kıymetini kurban bayramı günleri geçtikten sonra tasadduk eder. Kurban sahibi fakir ise kurbanın aynını tasadduk eder.

8- Bir kimse, sevabını ölüye bağışlamak üzere, ölen bir yakını için, bayram günlerinde kurban kesebilir.

Ölü için kesilen kurban arefe günü değil, bayram günlerinde kesilir. Kurban ölen kişinin, ölmeden önce emretmesiyle kesilmiş ise, bu kurbanın etinden, kesen kişiler yiyemez. Tamamı tasadduk edilir. Ölünün emriyle değil de vârisler kendiliğinden keserlerse etinden yiyebilirler.

9- Bir veya birkaç kişi kurban niyeti ile bir sığır veya deve satın alsalar. Ancak bu kurbanlığı alırken yalnız kendileri için kesmek niyeti olmasa, o kurbanlığa başkalarını da ortak edebilirler. Ancak kurbanlık alınırken, yalnız kendileri için kesmeyi niyet ederlerse sonradan ortak yaptıkları kişi veya kişilerden aldıkları miktarı tasadduk etmeleri gerekir. Bu hususta uygun olan, kurban alınmadan önce ortaklar kesin olarak belirlenmeli, ya beraberce ya da aralarından birine vekalet verilerek kurban alınmalıdır.

10- Bir kişi, bir hayvanı belirleyip şu hayvanı satın alacağım dese, sonra da hayvanın sahibi ile, hayvan kesildikten sonra etini tartıp kaç kilo gelirse, kilo başına anlaşacağımız fiyattan parasını vereceğim diye pazarlık yapsa ve bunun üzerine anlaşsalar, böyle bir kurban caiz olmaz. Her ne kadar kurbanlık hayvan belirlenmiş ise de:

a- Fiyatı belli değildir.

b- Kurbanlık üzerinde mülkiyet kesinleşmemiştir.

c- Sünnette yeri yoktur.

Ancak kurbanlık canlı olarak tartılıp, kilo üzerinde pazarlık yapılarak satın alınabilir. Bu caizdir.

11- Kurbanın hissedarları, kurban etini tahmini olarak taksim edemezler. Tartarak taksim etmeleri gerekir. Tahminen taksim etseler, sonra da aralarında helalleşseler yine caiz değildir.

12- Ortakların hepsinin Müslüman olması ve kurban niyeti ile kesmeleri gerekir. Ortaklardan biri gayri müslim olsa veya et niyeti ile ortak olsa, hiçbirinin kurbanı olmaz.

13- Ortaklardan birisi kurban kesilmeden önce ölse, ölenin varisleri diğer ortaklara, onun yerine kesmelerini söyleseler ve kurban kesilse hepsinin kurbanı sahihtir. Şayet ortaklar varislerden izin almadan keserlerse kurbanları geçerli olmaz.

14- Ortaklardan herbiri veya bir kısmı çeşitli kurbanlara niyet edebilirler.

Meselâ: Bir kaçı kurban bayramı günlerinde kesilmesi vacip olan kurbana, bir başkası adak kurbanına, başka biri hacc-ı temettu veya hacc-ı kıran için kesilmesi gereken kurbana niyet ederek kurbanlık bir sığır ve deveyi müştereken kesebilirler.

Ancak daha iyi ve uygun olanı, aynı çeşit kurbanı kesecek kişilerin ortaklaşa kurban kesmeleridir.

Kurbanımı Nasıl Kesmeliyim

 Koçlar Kurban Olsun O'nun Yoluna

Dikkat Edeceğim Husular

1- Kurbanın kesilme vakti, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günü güneş batana kadar olan vakittir. Birinci günü kesmek daha efdaldir. Kurbanlar, bayram namazından sonra kesilir. Kurbanı gece kesmek tenzihen mekruhtur.

2- Kurban, rıfk ile kesim yerine götürülür. Götürülürken itilip, kakılmaz, vurulmaz, dövülmez. Büyük bir şefkatle, merhametle muamele edilir. Gözleri bağlanır. Kıbleye doğru yatırılır. Ayakları usulüne göre bağlanır. Kurbana eziyet vermemek için keskin bir bıçak alınır,

“Bismillâhi Allâhu ekber.” der ve şu ayeti kerimeyi de okur:

“İnne salâti ve nusükî ve mahyâye ve memâtilillâhi rabbil âlemîn.” (Enam/162) ve kurbanını keser.

Güzel olan, muvafık olan kişinin kendi kurbanını kesmesidir. Bu menduptur. Ancak başkasına vekalet vererek de kestirebilir. O takdirde imkan varsa kendisi de kurbanın başında bulunur ve yukarıda zikri geçen ayet-i kerimeyi okur.

3- Kurbanın nefes ve yemek boruları ile bu ikisinin yanında bulunan iki damarı kesmekle hakiki boğazlanma tahakkuk etmiş olur. Bunlardan üçünü kesmekle de boğazlama işi sahih olur.

4- Hayvanı boğazlarken besmele çekmek şarttır. “Bismillahi Allahu Ekber” demek müstehabtır. Besmele bilerek ve kasten terkedilirse o hayvanın eti yenmez. Fakat besmele unutulursa bir beis yoktur. Böyle kesilen bir hayvanın eti yenir. Kurban sahibi kurbanı kesen kasaba yardım etse veya elini kasabın eli üzerine koysa her ikisinin de besmele çekmesi gerekir. Birisi besmeleyi kasten terketse o kurbanın eti haram olur.

5- Ehl-i kitabın besmele ile boğazladıkları hayvanların etleri yenir. Besmele tam kesim anında olmalıdır. Besmele ile kesim arasına başka bir şey girse mesela konuşsa, bir şey yese yeniden besmele çekip kesmesi gerekir. Müslüman ve ehl-i kitabın kadınlarının, besmele çekebilen, kurban kesmeye gücü yetebilen çocukların kestikleri hayanların eti de yenir.

6- Şu kişilerin kesmiş oldukları hayvanların eti yenmez.

a- Ateşperestler.

b- Putperestler.

c- Ateistler.

d- Mürtetler.

e- Haramı helâl, helâli haram kabul edenler.

f- İslam’ın açık ve kesin bir hükmünü inkâr eden veya o hükümlerle alay edenler.

Bu kişilerin kesmiş oldukları hayvanların eti yenmez, haramdır.

7- Kurban kesen kişi, kurban kesildikten sonra iki rekat şükür namazı kılar. Kurban kesmeye, bu vacibi yerine getirmeye muvaffak olduğu için Rabbine şükreder. Kendisi, ailesi, tüm Müslümanlar için dua ve niyazda bulunur. Sonra da kurbanın ciğer ve böbreklerinden veya etinden bir miktar pişirilir ve ailece yenilir. Yemek sonrası dua edilir, şükredilir, hamdedilir.

Eti ve Derisi Husunda “AMAN DİKKAT!”

BÜYÜK DERİ SAVAŞI

1- Kurbanlık bir hayvanın sütünü sağıp yararlanmak, etini veya derisini satıp parasını almak, demirbaş olmayacak bir şeyle değiştirmek tahrimen mekruhtur. Böyle bir iş yapılırsa kıymetini tasadduk etmek gerekir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kurbanın derisini satan kişinin kurbanı olmaz.” buyurmuştur. (Buhari)

2- Kurbanlık hayvanı kesmeden önce kırkmak tahrimen mekruhtur. Kırkılacak olursa sadaka olarak verilmelidir. Kesildikten sonra kırkmakta ve kullanmakta bir beis yoktur.

3- Kurbanlık bir hayvanın derisi, bağırsakları veya etinden bir kısmı kasap ücreti olarak verilemez. Verilirse verilen şeyin kıymeti tasadduk edilir.

Hz. Ali kerremallahu veche şöyle bir rivayette bulunmuştur:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kurbanlık develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarında bulunan çullarını paylaştırmamı emretti. Ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve ‘Kasap ücretini biz kendimiz veririz.’ buyurdu.” (Müslim)

4- Kurban kesmenin rüknü kan akıtmaktır. Hayvan yukarıda zikredildiği şekilde usulüne göre boğazlanmadıkça vacip yerine getirilmiş olmaz. Kurbanlığın kesilmeden önce sadaka olarak verilmesi caiz değildir.

Ancak alınan kurban herhangi bir sebeple kurban günlerinde kesilmemiş ise artık onu boğazlamaz. Canlı olarak tasadduk eder. Onun etinden yiyemez.

5- Kurbanı ehl-i kitaptan birinin, yani Hristiyan ve Yahudilerin kesmesi mekruhtur.

6- Adak olarak kesilmeyen kurbanın etinden sahibi zengin olsun, fakir olsun yiyebileceği gibi zengin olanlara da yedirebilir. Bununla beraber üçte birini fakirlere sadaka olarak vermek, üçte birini komşu, akraba ve misafirlere ikram etmek, üçte birini de aile efradı ile beraber yemek daha muvafıktır. Bir kimse kurbanı kestikten veya birine vekalet verip kestirdikten sonra tamamını bir fakire, bir hayır kurumuna, bir vakfa hibe edebilir.

7- Kurbanın derisi yüzülürken çok dikkatli olmalı, deriyi kesmemeli, bıçakla delik deşik edip işe yaramaz hale getirmemelidir.

8- Kurban derisini evinde seccade ve benzeri bir demirbaş eşyası yapmak caiz ise de, münasip olanı, daha uygun olanı bir fakire, bir hayır kurumuna, bir vakfa tasadduk etmektir.

Kurban sahipleri bu hususta çok dikkatli, çok firasetli ve basiretli davranmalıdır. Allah rızası için, Allah Teâlâ’ya kurbiyyet için kesmiş olduğu kurbanının deri ve bağırsaklarını İslam’a karşı, kurban kesilmesine karşı ve İslam’ın yasakladığı, haram kıldığı yerlerde kullanacak kişi ve kurumlara asla kaptırmamalı, bu hususta gevşek davranmamalı, dayatmalara asla boyun eğmemelidir.

Kurbanın bizzat deri ve bağırsağı tasadduk edilebileceği gibi, satarak parasını da tasadduk edebilir veya etinin bir kısmını tasadduk edebileceği gibi tamamını da tasadduk edebilir.

Müslümanlar gerek kurban konusunda ve gerekse yapacakları tasadduklarda, hayır işlerinde  ve verecekleri zekatlarda çok iyi bir taharri, yani araştırma yapmalı, tasadduk, zekat ve hayırları en iyi bir şekilde değerlendirecek ve Müslümanların en acil ve en mühim hizmetlerinde kullanacak vakıflara, hayır kurumlarına vermeli, onların hayırlı hizmetlerine yardımcı olmalıdır.

Zekat ve kurban, İslam’ın malî ibadetlerindendir. Bunu büyük bir ibadet aşkıyla yapar ve en iyi bir şekilde değerlendirirsek, İslam ülkelerinde  yapılan hizmetler çok daha verimli ve çok daha kapsamlı yapılabilir. Ve buna gerek zekatları, gerek tasaddukları ve gerekse kurban derisi ve eti ile katkıda bulunanların Allah indindeki dereceleri çok âli olur. Yapılan hizmetlerden büyük ecirlere nail olurlar.

Bu hususta her Müslümana mühim vazifeler düşmektedir. Asla ihmal etmeden, gaflete düşmeden bu vazifeler büyük bir heyecan, büyük bir şevk ve aşkla yapılmalıdır.

Akika Kurbanı

Kurban edilsesi canlar
1- Yeni doğan bir çocuk için kurban kesmek mübahtır. Allah Teâlâ’nın ihsan ettiği evlat için, bu büyük nimet için bir şükür kurbanıdır. Yeni doğan çocuğun başındaki kıllara akika dendiği için kesilen kurbana da akika kurbanı denilmiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin radıyallahu anhüma için birer koç kurban kesmiş ve “Erkek çocuk için bir akika vardır. Onun için bir kan akıtınız ve çocuğun saçlarını tıraş ediniz.” (Ebu Davud) buyurmuştur.

2- Kurban kesmek için yeterli olan herhangi bir hayvan akika kurbanı için de yeterlidir. Çocuk erkek olsun, kız olsun kurban kesmek mübahtır.

3- Akika kurbanı, çocuğun doğumunun yedinci gününde kesilirse daha faziletlidir. Bülûğ çağına kadar da kesilebilir. Çocuğun yedinci doğum gününde adı konulur. Başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş tasadduk edilir.

4- Kesilen kurbanın kemikleri kırılmadan eklem yerlerinden ayrılarak pişirilir. Böyle yapmak müstehaptır. Bu, çocuğun sağlığına, selametine bir işaret, bir alâmet olsun diye yapılır.

Kemiklerinin kırılıp, parçalanarak pişirilmesi tevazuuna, kötü ahlâklardan korunmasına vesile olur, bir işaret olur diye böyle yapılmasının müstehap olduğunu söyleyenler de olmuştur. Kişi bu iki şekilden herhangi birini tercih edip ona göre hareket edebilir.

5- Akika Kurbanı’nın etinden, kurbanı kesen yiyebildiği gibi aile efradına da yedirebilir. Diğer kişilere de ikramda bulunabilir. Yahut da tasadduk edebilir.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.